|
|
||||
|
|||||
|
|||||||||
|
ÜREME ENDOKRİNOLOJİSİ (HORMON BOZUKLUKLARI)
Adet görememenin (amenore) sebepleri nelerdir? Adet görememenin sebebi nasıl saptanır, ne tetkikler yapılır? Yüzümde ve vücudumda aşırı tüylenme var, cildiye doktoruna mı, jinekologa mı gitmeliyim? Tüylenmenin (hirsutismus) sebepleri nelerdir? Hirsutismusta tanı nasıl konur? Polikistik Over Sendromu nedir? Polikistik over sendromu belirti ve bulgular nelerdir? Polikistik over sendromu tedavisi nasıl yapılır? Prolaktin Hormon Yüksekliği (Hiperprolaktinemi), Nedenleri ve Sonuçları Göğüslerden süt gelmesi sadece prolaktin yüksekliğinde mi olur?
Adet görememe14 yaşına kadar ikincil seks karakterlerinin (meme büyümesi, koltuk altı ve kastıkta tüylenme) gelişmemesi veya ikincil seks karakterleri gelişmesine rağmen 16 yaşına rağmen ilk adetin görülmemesi veya normal adet gören kadında 3 siklus boyunca adet olmaması amenore olarak adlandırılır. Adet görememe (amenore), primer (birincil) ve sekonder (ikincil) amenore olarak 2 şekilde olabilir. Hayatında hiç adet görmemiş ise buna primer amenore, daha önceden düzenli adet gören kadında adetin kesilmesine de sekonder amenore adı verilir.
Adet görememenin (amenore) sebepleri
nelerdir? Normal adet görebilmek için kadında 4 farklı kompartmanın normal olması gerekir. Bu kompartmanlardan herhangi birinde bir anormallik adet görememe ile sonuçlanabilir. Bu kompartmanlar: 1. Uterus ve vajina 2. Yumurtalık (over) 3. Hipofiz bezi 4. Hipotalamus
1. kompartmana yani rahim ve vajinaya ait anormalliklerde ya hormonlara yanıt verecek bir organ (rahim) yoktur, ya endometriyum yani rahim iç zarı anormallikleri vardır ya da rahimde adet kanaması olmasına rağmen vajinadaki anormallik nedeniyle dışarı akış yolu bulamaz. Bazen kızlık zarı tamamen kapalı olabilir (imperfore kızlık zarı). Bu durumda da adet kanı dışarı akmadığı için adet görülmeyebilir. Rahime ait anormallikler arasında yumurtalıklar olmasına rağmen rahmin ve vajinanın üst kısmının doğumsal olarak gelişmemesi bulunur (Müllerian agenezi). Ayrıca, bazen genetik olarak erkek olan bireylerde erkeklik hormonu androjene karşı duyarsızlık olduğundan testosteron etkisi ile gelişmesi gereken erkek dış genital organları gelişmez ve dış genital yapı dişi görünümde olur (Androjen duyarsızlık sendromu). Bunlarda kısa ve kör bir vajen vardır ama iç genital organlar yoktur. Bir diğer rahim anormalliği rahim iç zarında daha önce geçirilmiş kürtajlar sonucu oluşan yapışıklıklardır (Asherman sendromu). Bu durumda adet kanaması ya çok az olur ya da olmaz.
2.
kompartman yumurtalıktır. Yumurtalıkta doğum sırasında 2 milyon olan
3.
kompartman beyinin altında yer alan hipofiz bezidir. Buradan
yumurtalıkları
4.
ve en üst kompartman hipotalamustur. Bu beyindeki bir bölgedir. Buradan
Adet görememenin sebebi nasıl saptanır, ne tetkikler yapılır? Özellikle sekonder (ikincil) amenorede ilk olarak ekarte edilmesi gereken durum gebeliktir. Gebelik ekarte edildikten sonra hormon testleri yapılmalıdır. Hormon testlerinde ilk bakılacak olanlar Tiroid hormonları ve prolaktin hormonlarıdır. Bunun dışında diğer hormonlarda amenorenin sebebinin ortaya çıkmasında faydalı olabilir. Klasik yaklaşımda FSH ve LH bakılması daha sonraya bırakılırken bu aşamada sebebin daha ortaya çıkmasını sağlayabilir ve hastadan 2 kez kan alınmasına gerek kalmaz. FSH ve LH’ın yüksek olması 2. kompartmanın yani yumurtalığın anormalliğini (erken menopoz, resistan over sendromu, yumurtalıkların genetik olarak gelişmemesi) gösterir. Gebelik, prolaktin aşırı salgısı ve tiroid hastalıkları hormon testleri ile ekarte edildikten sonra 2. adımda yapılacak olan hastaya progesteron vermektir. Progesteron ile kanama oluyorsa şunları anlayabiliriz: 1. kompartman yani rahim ve vajina normaldir; hastanın estrojeni de vardır ama yumurtlama olmadığından progesteron salgılanmamaktadır. Kanama olmuyorsa ya rahim ve vajende anormallik vardır ya da estrojen yoktur. Progesteron ile kanama olmazsa o zaman estrojen ve progesteron birlikte ardışık olarak verilir. Eğer estrojen ve progesteron ile kanama oluyorsa o zaman rahim ve vajinanın normal olduğu anlaşılır. Bu durumda hipotalamusa bağlı bir adet görememe durumu söz konusu olabilir. Kanda FSH ve LH düzeylerinin düşük olması da bu tanıyı destekler. Estrojen ve progesteron ile kanama olmuyorsa o zaman rahim ve/veya vajinada bir anormallikten şüphelenilmelidir.
Tüylenme (hirsutismus)
Normalden fazla tüylenme esas olarak 2 şekilde olabilir. Normalde kadın
vücudunda erkek tipi olmayan kıllardaki genel artışa hipertrikozis
adı verilirken erkek tipi tüylenmeye hirsutism denir.
Hipertrikoziste örneğin kollarda olan ancak kadınlarda genellikle daha ince ve açık renk olan kılların artması ve renginin koyulaşması söz konusudur. Hirsutism yani erkek tipi kıllanmada ise kadınlarda normalde görülmeyen lokalizasyonlarda, örneğin çenede, meme çevresinde ve göğüs aralarında, göbek altında orta hatta ve uylukların iç kısımlarındaki kıllarda sertleşme, kalınlaşma ve renklerinde koyulaşma olur. Hipertrikozis genellikle ailesel yatkınlık gösterir. Hirsutismus ise daha çok erkeklik hormonları olarak bilinen ve kadınlarda düşük düzeylerde bulunan androjenlerin kanda artışına veya kanda normal olsa bile kıl foliküllerinin androjenlere olan duyarlılığında artışa bağlıdır.
Kıl follikülllerin sayısı genetik özelliklerle belirlenir. Aslında avuç
içi ve ayak tabanı dışında bütün deride bulunur, ancak bunların büyük
kısmı çok ince ve açık renkli
olduğundan rahatsızlık vermez. Kıl gelişimi döngüsel bir patern izler.
Gelişme, dinlenme ve dökülme evreleri vardır. Tüm vücuttaki kıllar için
Yüzümde ve vücudumda aşırı tüylenme var, cildiye doktoruna mı, jinekologa mı gitmeliyim? Tüylenme (hirsutismus) birçok nedene bağlı gelişebilir. Genellikle, multidisipliner bir durum olarak kabul edilir. Yani, birden fazla uzmanlık dalını ilgilendirebilir. Hirsutismus ile ilgili olabilecek uzmanlık dalları arasında Kadın Hastalıkları ve Doğum, Endokrinoloji (hormonlarla ilgilenen iç hastalıkları uzmanlığı) ve Cildiye sayılabilir.
Tüylenmenin (hirsutismus) sebepleri nelerdir? Hirsutismus öncelikle hormon salgılayan (endokrin) organlardaki anormalliklere bağlı olarak oluşabilir. Bu organlar; yumurtalık (over), böbrek üstü bezi (adrenal) ve hipofiz bezidir.
Yumurtalık kaynaklı
hirsutism sebepleri arasında en sık görülen polikistik over sendromu’dur
(detaylı bilgi için bakınız
polikistik
over Böbrek üstü bezi kaynaklı hirsutismus sebepleri ise konjenital adrenal hiperplazi, Cushing sendromu ve yine androjen salgılayan böbrek üstü bezi tümör’leridir. Konjenital adrenal hiperplazi, hormon yapımı sırasında görev yapan bazı enzimlerin genetik olarak vücutta bulunmaması veya normalden az bulunması sonucu hormon yapım yolunun daha çok androjen hormon yapımına eğilim göstermesi sonucu olur. Cushing sendromu ise esas olarak vücutta herhangi bir nedenle kortizon hormonunun aşırı salgılanmasıdır. Kortizol artışı ve obesite ile birlikte kas güçsüzlüğü, deride incelme, potasyum eksikliği, hipertansiyon, diyabet ve hirsutism ile karakterize bir hastalıktır. Bazen dışarıdan aşırı verilen kortizona bağlı olarak da oluşabilir. Hipofiz bezi kaynaklı hirsutismus nedenleri arasında Cushing hastalığı ve prolaktinoma bulunur. Hipofiz bezinden kortizon yapımını uyaran hormonun (ACTH) aşırı salgılanması da böbrek üstü bezinden kortizon salgılanmasını artırarak Cushing sendromunun bir alt grubu olan Cushing hastalığı’na neden olur. Ayrıca, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına yol açan prolaktinoma denilen hipofiz tümörleri de indirekt olarak yumurtlama sorunu oluşturarak veya direkt yolla androjen yapımını artırarak tüylenmede artışa neden olabilir. Aşırı tüylenmenin bir diğer sebebi de hastanın aldığı ilaçlardır. Bazı ilaçlar örneğin endometriozis tedavisinde kullanılan danazol isimli ilaç, ayrıca androjen içeren çeşitli ilaçlar kadında kullanıldığında tüylenme sebebi olabilir. Bazı hormonal doğum kontrol ilaçları da (progesteron içeren) tüylenmede artışa neden olur. Sık sorulan sorulardan biri doğum kontrol haplarının tüylenme yapıp yapmadığıdır. Doğum kontrol hapları ilk kullanıma sunulduğunda içeriklerindeki progesteronun androjenik özellikleri de olduğundan tüylenme şikayetine yol açabilmekteydi. Ancak, yeni jenerasyon doğum kontrol haplarında androjenik özellikler taşıyan progesteron hormonu kullanılmadığından bu risk yoktur. Hatta, hirsutismusa yol açan polikistik over sendromunda tedavi alternatiflerinden biri de doğum kontrol haplarıdır. Son olarak, bazı hastalarda hirsutismusun sebebi saptanamaz. İdiopatik hirsutismus olarak gruplandırılan bu hastalarda herhangi bir ilaç kullanımı öyküsü olmadığı gibi kanda androjen düzeyleri de normaldir. Bunlarda artmış tüylenmenin sebebinin kıl foliküllerinin androjen hormonlara duyarlılığının fazla olmasıdır.
Hirsutismusta tanı nasıl konur? Bunun için doktorunuz öncelikle tüylenmenizin derecesini değerlendirmek için muayenenizi yapacaktır. Klinik olarak hirsutismusun olması kanda androjenlerin yüksek olduğunu veya kıl foliküllerinin androjenlere aşırı duyarlılığın olduğunu gösterir. Öncelikle androjenlerin yüksek olup olmadığı değerlendirilir. Bunun için androjen hormonlarına bakılır. Eğer normalse o zaman idiopatik hirsutismus söz konusudur (kılların androjene aşırı duyarlılığı). Bazı androjen hormonlar yumurtalığa bazıları da böbrek üstü bezine özgüdür. Ancak her zaman kesin ayırım yapılamayabilir. Androjen hormonların çok yüksek düzeylerde olması tümöre bağlı olduğunu düşündürür.
Ultrasonla yumurtalıklarınızın değerlendirilmesi de hirsutismusun
sebebinin
Tedavi öncelikle sebebe yöneliktir. Eğer androjen salgılayan bir yumurtalık veya böbrek üstü bezi tümör söz konusu ise bu tümörün çıkarılması önceliklidir. Bu tümörlerin bir kısmı iyi huyludur ancak bazıları habis olabilir. Böbrek üstü bezi kaynaklı ve hipofiz kaynaklı hirsutismus olgularında da spesifik tedavi metotları uygulanır. Polikistik over sendromunda ise androjenleri baskılayacak tedavi uygulanabileceği gibi çocuk sahibi olmak isteyenlerde yumurtlama tedavisi de uygulanabilir. Ayrıca, bu hastalarda insülin hormonuna karşı bir direnç bulunması nedeniyle bir diyabet ilacı olan Metformin de faydalı olabilir (Bakınız polikistik over sendromu). Sebebi bulunamayan idiopatik hirsutismus olgularında da androjenlerin baskılanması ve kıl foliküllerine direkt etkili tedaviler kullanılabilir.
Hirsutismus tedavisinde önemli noktalardan biri tedavi süresidir.
Unutulmaması gereken, kıl foliküllerinin Polikistik Over Sendromu nedir?
Polikistik over sendromu sık rastlanılan bir durumdur.
Polikistik over denilmesinin sebebi yumurtalıkların (overlerin) tipik görünümünden dolayıdır. Ultrasonda da yumurtalıkta 8-10 mm’den küçük çok sayıda kistik yapı görülür ve yumurtalıklar normalden daha büyüktür. Aslında bu olgularda temel problem yumurtlamanın olmamasıdır (anovulasyon). Bu nedenle bu kadınların bir kısmı çocuk sahibi olamama nedeniyle başvurur.
Normalde her adet siklusunun başında içinde yumurta içeren bir çok
folikül gelişir. Bu foliküllerden bir tanesi daha fazla gelişirken
diğerleri
Aslında, polikistik over görünümü ikincil bir olaydır yani sebep değil sonuçtur. Hastalığın sebebi yumurtalıklardaki kistler değildir. Yumurtlama bozukluğu sonucu overlerdeki tipik görünüm olur. Bu nedenle, bazı hastaların algıladığı şekilde “Benim yumurtalıklarımda kist varmış o yüzden tüylenmem varmış, ya da çocuğum o yüzden olmuyormuş” şeklindeki ifadeler aslında yanlıştır. Polikistik over aslında organik değil fonksiyonel bir bozukluktur. Bir kısır döngü söz konusudur. Yumurtlama bozukluğu normalde estrojen hakimiyeti olan foliküllerde androjenik bir ortam oluşmasına neden olurken androjenik ortam da yumurtlama bozukluğuna yol açar. Ancak, bu kısır döngüyü başlayan gerçek sebep tam olarak bilinmemektedir.
Polikistik over sendromu belirti ve bulguları nelerdir?
Hiperandrojenizm (androjen hormonlarının
yüksekliği):
Kronik anovulasyon:
Hastalarda yumurtlamanın olmamasıdır. Buna bağlı olarak hastalarda
düzensiz ve s
Ultrason görünümü:
İnsülin resistansı (direnci): Son 10-15 yılda polikistik over sendromu hastalarının bir kısmında vücutta şeker metabolizmasını düzenleyen insüline karşı dokularda bir direnç olduğu yani dokuların insüline beklenen cevabı vermediği gösterilmiştir. Bu hastalarda insülin düzeylerinde artış ve/veya kan şekerinin insüline oranında azalma gözlenir. İnsülin direnci daha çok kilolu hastalarda görülür. İnsülin direnci olan bir kısım hastada tipik bir bulgu ciltte akantozis nigricans denilen siyah üzeri kadife gibi olan lekelerdir. Gonadotropin (yumurtalık uyarıcı hormonlar) düzeylerinde anormallik: Normalde bu hormonlardan FSH düzeyi LH düzeyine göre daha yüksek iken bu hastalarda bu tersine döner ve LH yükselir. Uzun dönem riskleri: Polikistik over sendromlu hastalarda hipertansiyon, kalp damar hastalıkları ve diyabet riski artar. Ayrıca meme kanseri riskinde az da olsa bir artış söz konusudur. Endometriyum (rahim iç zarı) kanseri riski de artmıştır ancak bu tedavi görmeyen hastalar için söz konusudur. Polikistik over sendromunda yumurtlama olmadığından progesteron hormonu salgısı olmaz. Buna karşın düşük miktarlarda sürekli salgılanan ayrıca, yağ dokusunda androjenlerden dönüşen estrojen endometriyumu sürekli uyarır ve kanser riskini artırır. Estrojeni karşılamak üzere progesteron verilmesi ya da hastanın doğum kontrol hapı kullanması bu riski azaltır.
Polikistik over sendromu tedavisi nasıl yapılır?
Tedavi hastada görülen belirtilere, belirtilerin şiddetine, Problem androjen yüksekliğine bağlı tüylenme, sivilce oluşumu ve adet düzensizliği ise doğum kontrol hapları faydalıdır. Doğum kontrol haplarının da özellikle progesteron komponentinin antiandrojenik yani androjenlere direkt etkisi de olan tipleri tercih edilir. Bazı durumlarda doğum kontrol hapına antiandrojenik özelliği olan ilaçlar da eklenebilir. Hirsutismus bölümünde anlatıldığı gibi sertleşmiş siyah kılların geri dönüşümü yoktur. Bu nedenle, tedavinin faydasını ancak belli bir süre sonra (6-12 ay) görmek mümkün olabilir. Hastanın sadece adet düzensizliği var tüylenme şikayeti yoksa yine doğum kontrol hapları faydalı olabilir. Ayrıca, bunun yerine karşılanmamış estrojene bağlı rahim iç zarı kanseri riskini önlemek için adet siklusunun belli günlerinde (16-25. günler) kullanacağı şekilde progesteron da verilebilir. Yumurtlama düzensizliğine bağlı çocuk sahibi olamama (infertilite) sorunu varsa yumurtlamayı artırıcı ilaçlar verilebilir. Bazı doktorların genç kızlarda bu tür yumurtlamayı artırıcı tedaviyi uygulandıkları gözlenmektedir. Ancak, bu yaklaşımın bir anlamı yoktur. Bu tedavi sendromu tamamen ortadan kaldırmayacaktır bu nedenle geçici bir tedavi olduğundan ancak infertilite sorunu olanlarda kullanılmalıdır.
İnsülin direnci olan olgularda tedaviye oral (ağızdan alınan)
antidiyabetik bazı ilaçlar da (metformin vb) eklenebilir. Bu yaklaşım
hastaların sıklıkla kafasını karıştıran bir durumdur. Şeker hastalığı
tanısı olmamasına rağmen neden diyabet ilacı kullandıklarını sıklıkla
sorgularlar. Bu ilaçlar dokularda insüline duyarlılığı artırır, ayrıca
kilo verilmesine yardımcı olarak tedavinin başarı şansını artırır. Kilo
verme çok ileri olmayan olgularda bazen hiç bir ilaç tedavisine gerek
kalmadan şikayetleri azaltabilmektedir, bu nedenle kilolu hastaların
kilo vermeleri istenir. Şikayetleri yoğun olan ilaç tedavisine yanıt alınamayan olgularda cerrahi yaklaşım da söz konusudur. Laparoskopik olarak over üzerinde koter ile (yakarak) delikler açılır (ovarian drilling). Bu androjen salgılayan yumurtalık dokusunun bir kısmını harapladığından işlem sonrası androjenlerde hızlı bir düşüş sağlanır. Ancak, yumurtalık çevresinde yapışıklıklara yol açma riski olduğundan seçilmiş olgularda uygulanmalıdır.
Prolaktin Hormon Yüksekliği (Hiperprolaktinemi), Nedenleri ve SonuçlarıProlaktin göğüslerde süt üretiminin uyarılmasını sağlayan hormondur. Kanda yükselmesi en tipik belirtisi göğüslerden süt gelmesidir. Ayrıca, kanda düzeyleri arttığında yumurtlama bozukluklarına yol açtığından adet düzensizliği ve kısırlık gibi şikayetlere neden olur. Bazı olgular tüylenmede artış ile de başvurabilir.
Prolaktin hipofiz bezinde üretilen hormonlardan biridir. Prolaktin hormonunun aşırı salgılanması ise yukarıda bahsedilen şikayetlere (göğüslerden süt gelmesi, adet düzensizliği, kısırlık, tüylenme) neden olabilir. Hipofiz bezinde prolaktin salgılayan hücreler aşırı çalıştığından boyut ve sayı olarak da artar ve bir çeşit tümöral gelişim gösterirler. Bu tümöral gelişim prolaktinoma (veya prolaktin adenomu) olarak adlandırılır. Bir çeşit tümör olmasına rağmen kanser davranışı göstermezler. Sadece aşırı hormon salgılanması nedeniyle çeşitli hormon bozuklukları ve kitlesel olarak büyüdükleri için oluşan kitleye ait belirtiler görülür.
Göğüslerden süt gelmesi sadece prolaktin yüksekliğinde mi olur? Hayır. Göğüslerden süt gelmesi (galaktore) çok çeşitli nedenlerle oluşabilir. Estrojen hormonu fazlalığı (doğum kontrol hapları, östrojen salgılayan kistler vb), emzirme, stres, tiroid hormon bozuklukları, çeşitli tümörlerin prolaktin salgılaması ve bazı ilaçlar da prolaktin yükselmesine veya direkt etki sonucu göğüslerden süt gelmesine neden olabilir. Bazen hiç bir neden bulunmaksızın ve prolaktin düzeyleri normal olsa da galaktore olabilir. Bu olgularda sebep muhtemelen prolaktin hormonunun biyoaktivitesinin artmasıdır, yani hromon düzeyleri aynı olmasına rağmen prolaktinin süt bezlerindeki etkisi daha fazladır. Tedavinin planlanmasında prolaktin hormonunun kan düzeyleri, makroadenom olup olmadığı ve hastanın şikayetleri, önem taşır. Normalde prolaktin hormonunun kandaki üst sınırı 25 ng/ml’dir. Ancak, bir çeşit stres hormonu yani streste de salgılanabilen bir hormon olduğu için hormon değerleri çeşitli faktörlerden kolaylıkla etkilenip yüksek bulunabilir. Örneğin hastanın tok olması, yumurtlama dönemine yakın olması ve hatta kan alınırken damar yolunun bulunmasında zorlanılması bile prolaktin düzeylerinin yüksek bulunmasına neden olabilir. Bu nedenle, prolaktin düzeyi 25 ng/ml’nin üstünde bulunduğu olgularda teyit etmek için bir kez daha kan alınması gerekebilir. Ancak, prolaktin düzeyleri aşırı yüksekse (100 ng/ml’nin üstü) bunun çevresel faktörlere bağlı olması olasılığı zayıftır ve bu olgularda hipofiz makroadenomu bulunma riski yüksektir. Bu nedenle, bunlarda hipofizin görüntüleme yöntemleri ile araştırılması gerekir. Makroadenom varsa tedavi edilmelidir. Hastanın tek şikayeti göğüslerden süt gelmesi (galaktore) ise ve hasta bundan çok şikayetçi değil ise tedavi şart değildir. Ancak, hastayı rahatsız eden boyutlarda galaktore, adet düzensizliği varsa, kısırlık şikayeti varsa veya prolaktin düzeyleri aşırı yüksek ise o zaman tedavi edilmelidir. Tedavide esas olarak 2 yöntem vardır: Tıbbi ve cerrahi tedavi. Cerrahi tedavi ancak, prolaktinin aşırı yüksekliği ile beraber makroadenom olması (1 cm’den büyük tümör) ve/veya görme bozuklukları olması durumunda önerilir. Diğer durumlarda ilaç tedavisi uygulanır.
|
|
|||||||
Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler Dr. İzzet ŞAHİN tarafından derlenmiş ve hazırlanmıştır. |
|
|
UYARI Bu sitede yer alan tıbbi bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Özel durumlarınız ve sorularınız için e-danışma linkini kullanabilirsiniz. |